14 yıl önce 35 ilerici insan katledildi

1993’teki Sivas Katliamının üzerinden tam 14 yıl geçti ve bu yıl da insanlar bu katliamı protesto etmek için alanlara çıktılar. 2 Temmuz anması için, birçok yerde olduğu gibi Ankara içinde de mitingler gerçekleştirildi. Bir hafta öncesinden Tuzluçayır başta olmak üzere Ankara’nın pek çok bölgesinde anma etkinlikleri düzenlendi. Bunlar arasında tabii ki en kitlesel olanı 2 Temmuz Pazartesi günü yapılan miting oldu. Ön saflarda demokratik kitle örgütlerinin, arkasında da çeşitli siyasi partilerin ve devrimci grupların yer aldığı 2 bin kişilik bir kitle Tunus Caddesinden Kolej Kavşağına kadar “kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “yaşasın halkların kardeşliği”, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” , “Madımak müze olacak” , “dün Maraş’ta bugün Sivas’ta kurtuluş faşizme karşı savaşta” sloganları ve dövizleri eşliğinde yürüdü. Miting alanına gelindiğinde ise Sivas’ta katledilenler için saygı duruşu yapıldı. Yapılan konuşmalarda katliam bir kez daha lanetlendi ve bunun hesabının devletten sorulması gerektiği üzerinde duruldu.

Her geçen yıl mitinge katılımın azalması, atılan sloganların daha çok Alevi kimliği üzerinden yürütülmesi, sınıfsal sloganların çok da rağbet görmemesi, 2 Temmuzların giderek kan kaybetmesinin de göstergesiydi. Bu sene farklı olan tek şey, seçim derdine düşen birçok siyası partinin de bu mitinge katılmasıydı. Düzen partilerinin 22 Temmuz seçimleri öncesinde Maraş, Çorum, Sivas gibi katliamların anma etkinliklerini –ki bunlar aslında kendilerinin yarattığı katliamlar da olsa– kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktan çekinmeyişleri dikkate değerdi. Üstelik Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta bu katliamlar yaşanırken hükümetin başında “sol” görünen ve hâlâ bu şekilde benimsenip desteklenen partiler ve yöneticileri vardı.

Ankara’daki miting de onlar açısından bir faydalanma alanıydı. Canhıraş şekilde darbeci-statükocu güçleri savunan CHP bunların başında geliyordu. Bizler tam da bu noktada “Darbeciler püskürtülecek, sınıf cephesi yükseltilecek” sloganımızı bu mitingde de yineledik. Statükocu güçlerin oldukça rahatsız olmalarına rağmen süreç haklılığımızı mutlaka kanıtlayacaktır. Var olan kapitalist sistem, işçi devrimiyle son bulmadıkça düzen yandaşlarının bu tür katliamları da son bulmayacaktır. Elbette devrim sürecine kadar burjuva devlet ve yaratmış olduğu faşizan yapılar saldırılarına devam edecektir. Bizler de tüm bu baskı ve sömürüye karşı işçi cephesini yükseltmeliyiz.

Ankara’dan Marksist Tutum okuru bir grup işçi